01 - TURKISH AIRLINES EUROLEAGUE Köşe Yazıları

2022-2023 MODEL FENERBAHÇE BEKO

FIBA EuroBasket 2022’nin sona ermesiyle gözler artık kulüp basketboluna çevrildi. Turkish Airlines EuroLeague’de yeni sezonun başlamasına sayılı günler kala Teknik Faul Medya yine yeniden sezon öncesi analizleriyle sizlerle. Her sezonun başında olduğu gibi bu sezon da her takımın detaylı analizlerini yaptığımız yazı serisine başlıyoruz. Serinin en merak edilen takımlarından Fenerbahçe Beko’yla karşınızdayız. 

Geride Kalan Sezonda Neler Oldu?

2021-2022 sezonu, EuroLeague’de Fenerbahçe Beko için hüsranla dolu bir sezon oldu. Takım sezon başında Sasha Djordjevic’e emanet edildi ve eline de mücadeleci, potansiyeli yüksek ve hırslı bir kadro emanet edildi. Djordjevic bu kadroyla çok çalkantılı bir sezon geçirdi.

Sezona kalp kıran mağlubiyetler alarak başlayan Sarı-Lacivertliler, ilk 7 maçında yalnızca 2 galibiyet alabildi. Bu galibiyetlerin biri UNICS Kazan’ı 39 sayı farkla mağlup ettikleri maçtı. Bu maç dışında Fenerbahçe Beko, potansiyelini kaybedilen maçlarda da net şekilde gösterdi. Ligin en kuvvetli ekiplerinden olan Olympiacos, Barcelona ve Real Madrid’e karşı dişe diş mücadele etti ve kıl payı sonuçlarla galibiyetleri elinden kaçırdı.

İlk 7 maçtan sonra takım hep bir aşağı bir yukarı gitti. CSKA Moskova’ya karşı deplasmanda alınan galibiyet sonrasında Olimpia Milano’ya karşı alınan ezici bir mağlubiyetle bir mağlubiyet serisi başladı. Temsilcimiz toplamda 4 maç üst üste kaybettikten sonra rekoru 3-9’a kadar geriledi. Bu mağlubiyet serisinin hemen ardından Sarı-Lacivertliler ciddi bir yükselişe geçti. 3-9’luk rekorları 10 maçın 9’unu kazanmalarıyla bir anda 12-10’a geldi. 10 maçın sonuncusu da 66-51 Fenerbahçe Beko galibiyetiyle sonuçlanan epik Real Madrid maçıydı.

Bu galibiyetten sonra herkes Fenerbahçe Beko’nun play-off’lar ve ilerisi için ciddi şekilde iddiası olduğuna inanmaya başladı. Tüm bunların yaşandığı sırada Rusya-Ukrayna savaşı patladı ve Rus takımlarının EuroLeague’den ihracı kararlaştırıldı. Sonrasında da temsilcimiz için sonun başlangıcı olan bir karar açıklandı. Rus takımlarıyla sezon boyunca oynanmış olan maçlar geçersiz sayılacaktı. Böylelikle kimi takımın aldığı mağlubiyetler silinirken kimi takımın galibiyetleri çöpe gitmiş oldu.

Alınan karardan en olumsuz etkilenen takım Fenerbahçe Beko oldu, zira Sarı-Lacivertliler sezon boyunca Rus takımlarıyla 3 maç yapmış, bu maçların hepsinden galibiyetle ayrılmıştı. Böylelikle Fenerbahçe Beko play-off kotasının içindeyken bir anda 3 galibiyetinin silinmesiyle bu kotanın dışında kaldı. Yaşanan sürecin ardından Fenerbahçe Beko, Bayern Münih maçının Covid vakaları yüzünden ertelenmesiyle ve yerel kupaların oynanması sebebiyle 17 gün boyunca EuroLeague maçına çıkamadı. Bu zaman aralığında da yakalamış olduğu momentumu kaybeden temsilcimiz, aradan dönmesiyle bir mağlubiyet serisine başladı. 6 maç üst üste kaybeden Sarı-Lacivertliler, play-off yarışının tamamen dışında kalmış oldu.

Sezonun son 3 maçında 2 mağlubiyet alan Sarı-Lacivertliler, Obradovic döneminden bu yana ilk defa EuroLeague’e play-off göremeden veda etti. Yaşanan büyük hüsran koç Djordjevic’in sezon sonunda takımdan ayrılmasını bir bakıma garantilemiş oldu.

Sasha Djordjevic, takımdan ayrılmadan önce Sarı-Lacivertlilere özel bir veda hediyesi bıraktı. Umutların tamamen sıfırlanmış olduğu sezonda Fenerbahçe Beko, Türkiye Basketbol Süper Ligi’nin play-off’larında muazzam bir performans göstererek şampiyonluğa ulaştı. Bunu da final serisinde taze EuroLeague şampiyonu olmuş Anadolu Efes’i 3-1 mağlup ederek başardı. Djordjevic böylelikle kısa süren Fenerbahçe Beko macerasını lig şampiyonluğuyla tamamlamış oldu.

Kısaca özetlemek gerekirse, Fenerbahçe Beko EuroLeague’de play-off’ları kaçırarak hüsrana uğradı, Süper Lig’deyse beklenmeyen bir şekilde şampiyonluğa ulaştı.

Yeni Sezonda Bizi Ne Bekliyor?

2022-2023 sezonuna girerken bizleri yine yepyeni bir Fenerbahçe Beko bekliyor. Takımda bir ekol yaratmış ve ilk EuroLeague şampiyonluğunu kazandırmış olan Obradovic’in ayrılışından bu yana her sene olduğu gibi Fenerbahçe Beko yine bambaşka bir imajla karşımıza çıkıyor.

Obradovic’in getirmiş olduğu kazanma kültürünün son 2 sezonda yavaş yavaş kaybolmasıyla Fenerbahçe Beko taraftarları giderek sabırsızlaşmaya ve ümidini kaybetmeye başlamıştı. Sezon öncesinde yapılan hamlelerse bu ümitsizliği kıracak cinsten oldu.

Başantrenör koltuğuna büyük tecrübe Dimitris Itoudis’in getirilmesiyle Sarı-Lacivertliler, son yıllarda belki de en iddialı sezonuna giriş yapıyor. Takımın en kilit oyuncularının veda etmesine karşın yerlerine gelen isimler son derece heyecan verici cinsten. Detaylı şekilde Fenerbahçe Beko’nun yeni sezon yapılanmasını incelemeye koyulabiliriz.

GİDENLER:

Fenerbahçe Beko’da sezon öncesinde yine çok sayıda ayrılık göze çarpıyor. Son senelerde alışık olduğumuz gibi takım baştan aşağı tekrar kuruluyor ve bu vesileyle bolca veda yaşanıyor. Sarı-Lacivertlilerde 2022-2023 sezonuna girmeden önce koç Djordjevic’i de katarak tam 9 ayrılık meydana geldi. Bu ayrılıkları detaylandıralım:

Sasha Djordjevic -> Serbest (Koç)

Geçtiğimiz sezonu özetlerken kendisinden bolca bahsettik. Sasha Djordjevic, elindeki potansiyelli ve mücadeleci kadroyu yer yer çok verimli, yer yer de son derece yetersiz kullandı.

Kendisi adına sezonun zirvesini ikinci yarıda oynanan Real Madrid maçı olarak gösterebiliriz. Öyle ki bu maç Fenerbahçe Beko’nun belki de son 3 senedir en iyi performans gösterdiği maçtı. Rakibin kalitesini ve oynanan basketbolun keyif vericiliğini düşünürsek bu maçı 66-51 kazanmanın koç Djordjevic için bir zirve olduğunu söyleyebiliriz.

Sezonun dip noktasına gelecek olursak maalesef akla gelen anlar çoğalıyor. Real Madrid maçının sonrasından sezonun sonuna kadar yaşanan süreci Djordjevic için bir dip olarak sayabiliriz.

İnişli çıkışlı bir sezonun sonucunda koçun hanesine eksi yazan durumlar ağır basınca, ayrılık kaçınılmaz oldu.

Jan Vesely -> Barcelona (C)

Fenerbahçe Beko taraftarının kalbini en çok kıran ayrılık; Jan “Jan” Vesely.

Takıma 2014-2015 sezonunda katılan, Fenerbahçe Basketbol kültürünün oluşmasında en büyük pay sahiplerinden olan Çek pivot Jan Vesely. Takımda olduğu 8 sezon boyunca tarifi mümkün olmayan büyüklükte işler yaptı. Takımın 2017 senesinde kazandığı EuroLeague şampiyonluğunda çok büyük bir rol oynadı. Sayısız galibiyetin, sayısız kupanın kazanılmasında inanılmaz katkı sağladı. Takıma her zaman bir abi, bir lider oldu. 2018-2019 sezonunda kazandığı EuroLeague MVP’liği de bireysel olarak kariyer zirvesi oldu. Takımda olduğu 8 sene boyunca Fenerbahçe Basketbol için elinden gelenin en iyisini yaptı, bu kültürü oluşturmak; daha sonra da yaşatmak için kanının son damlasına kadar savaştı. Başarılı da oldu. Fenerbahçe’den bir Jan Vesely geçti.

Şimdi Çek pivot, bir başka maceraya yelken açtı, Barcelona formasıyla ter dökmek üzere Katalonya yolunu tuttu. Arkasında ise paha biçilemez bir basketbol kültürü bıraktı. Şüphesiz ki bu, Fenerbahçe taraftarı olan herkesin Alex de Souza’dan beri en çok üzüldüğü sporcu ayrılığı oldu.

Çek pivotun sahaya koyduğu ağırlık Fenerbahçe Beko için her zaman belirleyici bir faktördü. Onun kadar iyi oyun görüşüne sahip bir uzun, nadir görülen cinstendi. Oyun sıkıştığında sorumluluk alan, kilidi açan bir role sahipti. Tüm oyun planı onun üzerine kuruluyor, tüm hesaplar onun sahada sağlıklı şekilde bulunacağı senaryolara göre yapılıyordu. Sakatlanarak sahadan uzak kaldığı her dönemde Vesely’nin Fenerbahçe Beko için önemini somut bir şekilde görüyorduk. Bu da onun yerinin dolmasının ne kadar zor olduğunu bizlere kanıtlıyor.

Fenerbahçe Beko, şüphesiz ki Vesely’i çok arayacak.

Nando De Colo -> Asvel (PG/SG)

Yine Fenerbahçe Beko taraftarlarını üzen bir ayrılık; bir başka EuroLeague MVP’si, Nando De Colo.

Fenerbahçe Beko formasıyla yalnızca 3 sezon basketbol oynadı, buna rağmen takımda yarattığı etki oldukça büyük oldu. Bireysel yetenek olarak belki de Avrupa basketbol tarihinin en iyilerinden olan Fransız gard, Fenerbahçe Beko ile geçirdiği 3 sezonda bazen taraftarın sevgilisi, bazen de günah keçisi oldu. Zaman zaman sahada zayıf ve isteksiz görünerek taraftarın eleştirisine de maruz kalsa da, her zaman bir şekilde bunu telafi etmeyi başardı.

Sahip olduğu yetenekle önemli bir problem çözücü olan Nando De Colo, Fenerbahçe Beko’ya bu özelliğiyle pek çok maç kazandırdı. Oyun kurucu rolünden ziyade skor üretici rolünü üstlendiği zamanlar takıma en çok katkıda bulunduğu zamanlar oldu. Topla oynamayı seven oyun yapısı onunla beraber sahada kalabilecek bir gard bulmayı her zaman zorlaştırdı. Buna rağmen De Colo oyun tarzını hep yanındaki gard partnerine göre ayarlamaya çalıştı ve elinden geldiğince verimli performanslar ortaya koydu.

Bu sezon Fenerbahçe Beko’yla lig şampiyonluğuna ulaştıktan sonra Fransız gard, ülkesinin takımı olan ASVEL’in yolunu tuttu. Kariyerinin belki de son demlerinde EuroLeague’in Fransız temsilcisi ASVEL için ter dökecek.

Fenerbahçe Beko, önemli bir skor üreticisini ve saha içi liderlerinden birini kaybetti. Onun yerini doldurmak için hamleler yapılmış olsa da De Colo gibi bir kaliteyi bulmak hiçbir zaman kolay olmayacaktır. Yalnızca 3 sezon süren Fenerbahçe Beko serüvenini lig şampiyonluğuyla tamamlaması da taraftarın onu her zaman iyi hatırlamasını sağlayacaktır.

Pierria Henry -> Washington Wizards (PG)

Fenerbahçe Beko için beklenmedik bir ayrılık Amerikalı gard Henry’den geldi.

Takıma henüz sezonun başında katılıp TBSL şampiyonluğunun kazanılmasında en büyük pay sahiplerinden biri olan Henry sezon boyunca takımın en mücadeleci, en hırslı isimlerindendi. Sahaya koyduğu karakter ve yüreklilikle tüm taraftarın takdirini kazanmıştı. Patlayıcılığı ve oyun görüşüyle Fenerbahçe Beko için önemli bir hücum kozu olmanın yanı sıra Henry, savunmanın lideriydi. Savunmada ortaya koyduğu mücadele Sarı-Lacivertliler için bir vazgeçilmez haline gelmesini sağlamıştı.

Henry, ailevi sebeplerden dolayı ülkesi Amerika’ya dönmeyi tercih etti ve orada Washington Wizards’ın mini-kampına katıldı. Sezon içinde bir NBA takımı tarafından tercih edilip edilmeyeceği belirsizliğini koruyor ancak Avrupa’ya dönmesi şu an için olası gözükmüyor. Fenerbahçe Beko özellikle savunmada Henry’nin yokluğunu hissedecektir.

Achille Polonara -> Anadolu Efes (PF)

Henry’yle beraber geçtiğimiz sezonun başında takıma Baskonia’dan dahil olan Achille Polonara. O da Henry gibi yalnızca 1 sezonluk bir Fenerbahçe Beko kariyerine sahip oldu, ama onun ayrılışı Henry’den epey farklı oldu. Henry kendi kariyer tercihlerinden dolayı Fenerbahçe’den ayrılırken Polonara koçun kendisini yeni sezon planına dahil etmemesiyle takımdan gönderildi.

Fenerbahçe Beko’yla geçirdiği sezonu beklentilerin çok altında kaldı. Geldiğinde Avrupa’nın en iyi 4 numaraları arasında gösterilen İtalyan forvet, Sasha Djordjevic’in oyun planında kendine uygun bir yer bulamadı. Bu sebeple de Baskonia’da izlediğimiz yetenekli ve modern oyuna çok uygun Polonara kendini Fenerbahçe Beko’da gösteremedi.

Dimitris Itoudis’in takımın başına gelmesiyle beraber onun oyundaki yeri açısından umutlar yeşermişti, zira Itoudis’in takımlarında gördüğümüz oyun planına uygun bir yapısı vardı. Zira şut atabilen, açık sahada tehlike yaratabilen bir uzun Itoudis’in oyununa biçilmiş kaftandı. Ancak her ne olduysa Itoudis onu sezon planlamasına dahil etmedi ve takım onunla yollarını ayırdı.

Polonara gelecek sezon yine İstanbul’da, bu kez Avrupa yakasındaki bir EuroLeague takımında forma giyecek. Anadolu Efes yolunu tutan Polonara, Ergin Ataman’ın takımında eski günlerine dönmeye çalışacak.

Danilo Barthel -> Serbest (PF)

Takıma 2020-2021 sezonunda katılan Danilo Barthel, takım adına hayal kırıklığı yaratan bir oyuncu oldu. Takımla ilk sezonuna fena başlamayan Alman uzun, sakatlıklar ve koç tercihleriyle beraber kaybolup gitti. Geride bıraktığımız sezonun da uzun bir süresini sakatlık sebebiyle sahalardan uzak geçiren Barthel, sakatlıktan dönmesiyle yine fena olmayan bir performans sergiledi. Bireysel olarak yetenek seti kısıtlı olan ve özgüven konusunda eksiklik çeken Barthel, gelecek sezonun kadro planlamasında yer almadı ve takımla yolları ayrıldı. Önümüzdeki sezon için Barthel henüz bir takımla sözleşme imzalamadı. Kızılyıldız’ın ona ilgisi olduğu konuşulsa da bu şu anlık sadece bir söylentiden ibaret.

Markel Starks -> Darüşşafaka (PG)

Geçtiğimiz sezonun ortasında Fenerbahçe Beko’ya katılan Amerikalı gard, EuroLeague’de kendisine çok fazla yer bulamadı. Gard rotasyonunda Nando De Colo’nun sakatlanmasıyla bir B planı kapsamında takıma dahil edilen Starks, De Colo’nun sakatlıktan dönmesiyle rotasyonun dışında kaldı. Starks, önümüzdeki sezon Darüşşafaka formasını terletecek.

Ahmet Düverioğlu -> Frutti Extra Bursaspor (C)

Ahmet Düverioğlu, 2016’da takıma katıldı ve o günden itibaren kendisinden hep bir adım ileri atması beklendi. Her ne olduysa Ahmet o adımı atamadı ve kendisinden beklenen sıçramayı gerçekleştiremedi. EuroLeague seviyesi için yavaş kalan ayaklarıyla hantal denilebilecek bir görüntü çizdi. Yıllar boyunca takımın başına geçen her koç kendisinden verim almaya çalışsa da bu konuda başarılı olamadı. Ahmet Düverioğlu, Fenerbahçe Beko’ya gelecek vadeden bir yerli uzun olarak gelip, hayal kırıklığı yaratan bir oyuncu olarak ayrılıyor. Gelecek sezon Frutti Extra Bursaspor formasını terletecek.

Jehyve Floyd -> Galatasaray NEF (C)

Son olarak takıma yine geçtiğimiz sezonun ortasında katılan Jehyve Floyd. Floyd takıma Jan Vesely’nin sakatlanmasıyla bir B planı olarak katıldı. Kendisinden beklentiler düşüktü, zira kimse Vesely’nin yerini ismi çok duyulmamış bir uzunun doldurmasını beklemiyordu. Floyd normal olarak bunu gerçekleştiremedi, ancak süre aldığı her maçta takıma katkı sağlamayı başardı. Çember savunması konusunda ortalama üstü bir yeteneğe sahip olan Floyd, Fenerbahçe Beko’ya bu konuda çok katkı sağladı. Hücum yeteneklerinin kısıtlı olması ve kısa savunmasında çok yavaş kalması onu EuroLeague’de sahada tutmayı zorlaştırsa da, pota altını kararttığı Real Madrid maçı hafızalarda yer etti. Floyd, gelecek sezon Galatasaray NEF forması giyecek.

Takımdan ayrılanlar bu şekildeydi. Fenerbahçe Beko 3 sezondur olduğu gibi bu sezona başlarken de köklü bir değişime uğradı, deyim yerindeyse sil baştan yapılanmaya geçti. Şimdi gelelim takıma katılanlara:

GELENLER:

Dimitris Itoudis (CSKA Moskova) (Koç)

Obradovic’in ayrılığından bu yana Fenerbahçe Beko’nun başına getirilen en heyecan verici isim.

Obradovic’in Panathinaikos’unda uzun yıllar onun yardımcılığını ve bu vesileyle öğrenciliğini yapmış olan Itoudis, CSKA Moskova’da kariyer zirvesini yaşadı. Takıma yapılan yatırımlarla beraber kurulan şahane kadroları hep en iyi şekilde değerlendirdi. Karşısına çıkan zorlu görevlerin hep üstesinden geldi. Birçok oyuncuya kariyerinin en iyi basketbolunu oynattı. Tüm bunları yaparken de 2 defa (bir tanesinde finalde Fenerbahçe’yi, diğerinde de Anadolu Efes’i yenerek) EuroLeague şampiyonu oldu.

Böyle kendini kanıtlamış ve CSKA Moskova takımında bir ekol yaratmış ismi Fenerbahçe Beko’nun başına getirmek, Ali Koç yönetiminin basketbol özelinde şu ana kadar yaptığı en başarılı hareket oldu. Belki Rus takımları EuroLeague’den ihraç edilmese, onu CSKA Moskova’dan ayırmak mümkün olmazdı ancak bu açıdan şans Fenerbahçe Beko’nun yüzüne güldü.

Kurduğu kadroyla takıma oynatacağı oyunu az çok kestirebilmek mümkün. Detaylı şekilde de bahsedeceğiz ancak kısaca özetlemek gerekirse; bireysel yeteneklerin ön plana çıktığı, kuvvetli bir hücum takımı bizleri bekliyor. Itoudis’in CSKA’sı savunmasıyla değil de hücumuyla öne çıkan bir takımdı. Fenerbahçe Beko’da da benzer bir yapı görmemiz olası.

Nemanja Bjelica (Golden State Warriors) (PF)

Bir geri dönüş hikayesi. 2015 yılında bir EuroLeague MVP’si olarak ayrıldığı Fenerbahçe Beko’ya, 8 sezon NBA tecrübesi kazanmış bir veteran ve bir NBA şampiyonu olarak geri döndü: Nemanja Bjelica.

NBA kariyerini 7.6 sayı 4.6 ribaunt ve 1.8 asist ortalamalarıyla tamamlayan Sırp forvet, Fenerbahçe’den ayrıldığı günden bu yana paha biçilemez tecrübeler kazandı. Minnesota Timberwolves, Sacremento Kings, Miami Heat ve son olarak Golden State Warriors formalarını terleten Bjelica, oynadığı her yerde elinden gelenin en iyisini yaptı. Golden State Warriors’la geçtiğimiz sezon NBA şampiyonluğu yaşayan “Profesör”, yüzüğüyle beraber evine, Fenerbahçe Beko’ya döndü.

2013-2015 yılları arasında yalnızca 2 sezon temsilcimizde forma giyen Bjelica, bu kısa süreçte taraftarı kendine aşık etmeyi başarmıştı. 2015’te takım tarihinde ilk kez EuroLeague’de Final Four yaparken sürücü koltuğunda o vardı. Aynı sezon EuroLeague normal sezon MVP’si olarak bireysel olarak kariyer zirvesini görmüştü. Şimdi yeniden yapılanan bir Fenerbahçe Beko’da yine takımın en önemli kozlarından biri olacak.

Üç sayı çizgisinin gerisinden tehlike yaratabilen, tekniği son derece gelişmiş ve gerektiğinde takım arkadaşlarını da besleyebilen bir forvet olan Bjelica Fenerbahçe Beko’da büyük etki yaratacaktır.

Nick Calathes (Barcelona) (PG)

EuroLeague tarihinin en çok asist yapan birinci, en çok top çalan ikinci oyuncusu: Nick Calathes. Halk dilinde kullanılan “at, avrat, Yunan gard” üçlemesinin en iyi temsilcilerinden. Kostas Sloukas’la uzun yıllar başarıya koşan Fenerbahçe Beko, 2 yıllık bir aranın ardından tekrardan bu felsefeye dönmüş bulunuyor.

Calathes kariyerinin uzunca bir bölümünü Panathinaikos’da geçirdikten sonra geçtiğimiz 2 sezonu Barcelona forması altında tamamladı.

Ortalamanın altında şut atma becerisiyle eski tip bir oyun tarzına sahip olan Calathes, olağanüstü oyun kurma becerisiyle bu dezavantajını kariyeri boyunca kapattı. Avrupa basketbol tarihinin gördüğü en iyi pasörlerden biri olan Yunan gard, geçtiğimiz sezon EuroLeague tarihinin en çok asist yapan oyuncusu unvanını aldı.

Üstün oyun görüşü ve pas yeteneğinin yanı sıra Calathes üst düzey bir savunmacı. Bir başka Yunan gard Dimitris Diamantidis’in hemen arkasında EuroLeague tarihinin en çok top çalan 2’nci oyuncusu olması da bunun somut kanıtı niteliğinde.

Şut özelliğinin olmaması Calathes’in olumsuz olarak gösterebileceğimiz yegane özelliği. Onun gibi bir oyuncudan maksimum verim almak için etrafına şutör oyuncular yerleştirmeniz gerekiyor. Fenerbahçe Beko’nun da takıma kattığı oyuncuların şut atabiliyor olması, Calathes’in takıma katkı sağlaması için gerekli zemini hazırlayacaktır.

Scottie Wilbekin (Maccabi Tel Aviv) (PG/SG)

Türkiye’ye ve buradaki basketbol ortamına son derece aşina bir isim: Scottie Wilbekin.

Darüşşafaka’da sonu EuroCup şampiyonluğuyla süslenen 3 sezon geçirip Maccabi Tel Aviv yolunu tutan Wilbekin, 4 yıllık aranın ardından yeniden Türkiye’de. Bu kez ise formasını terletip başarılar kovalayacağı takım daha önce pek çok kez karşısına aldığı Fenerbahçe Beko.

Wilbekin’in Fenerbahçe’ye karşı oynadığı maçları izlemek hep oldukça keyifli olmuştur, öyle ki Wilbekin Fenerbahçe taraftarıyla olan tatlı-sert atışmasından dolayı bu maçları hep ayrı bir motivasyonla ve maksimum eforla oynamıştır. Sarı-Lacivertli ekibin taraftarıysa dışarıdan ona karşı öfkeli gözüküp, içten içe onun gibi bir oyuncuyu hep takımında izlemek istemiştir. Bu sebepten bu transfer, Fenerbahçe taraftarlarını oldukça heyecanlandıran bir transfer. Aynı zamanda Türkiye milli takımında forma giymesi sebebiyle yerli rotasyonunda olacak. Bu da TBSL’de Fenerbahçe’nin elini rahatlatacaktır.

Bireysel oynamayı seven, topu elinde isteyen bir gard görünümünde olsa da doğru planlama altında Scottie Wilbekin son derece paylaşımcı ve etrafındakileri iyileştiren bir oyuncu haline gelebiliyor. Ortalama üstü skor üretme kabiliyetiyle oyun tıkandığı anlarda sorun çözücü rolünü alabiliyor. İkili oyunlarda topu iyi yönlendirmesiyle uzunları oyuna dahil edebiliyor. Savunmada da mücadeleci ve hırslı yapısıyla iyi işler yapabiliyor.

Itoudis’in kendisini doğru rolde kullanması ile Wilbekin, Avrupa’nın sayılı gardlarından olduğunu herkese kanıtlayacaktır.

Carsen Edwards (Detroit Pistons) (SG)

Heyecan verici, yüksek potansiyelli bir Amerikalı skorer: Carsen Edwards.

Purdue Üniversitesinden çıktıktan sonra 2019 NBA Draft’inde 33. Sıradan seçilen Edwards, NBA kariyerine Boston Celtics’le başladı. Ana kadroda kendine yer bulamamasıyla beraber sezon ortasında G-League takımı Maine Red Claws’a gönderildi. Sonrasında da Memphis Grizzlies’e takaslandı. Burada da sezon planlamasında kendisine yer bulamayan Edwards, serbest kaldı. Daha sonra G-League takımlarından Salt Lake City Stars’la anlaşan genç oyuncu burada 31 maçta maç başına 35.9 dakika süre alarak 26.7 sayı, 2.7 ribaunt, 4.1 asist ve 1.5 top çalma istatistikleri elde etti ve G-League’de sayı kralı oldu. Bu performansıyla NBA takımı Detroit Pistons’tan bir kontrat kapsa da sezon sonunda yine serbest bırakılarak Fenerbahçe Beko’nun yolunu tuttu.

Kısa boyu kendisine bir dezavantaj yaratıyor gibi algılansa da Edwards bu özelliğini muazzam patlayıcılığı, hızı ve skor üretme yeteneğiyle örtüyor. Fiziksel dezavantajına rağmen savunmada sarfettiği efor ve çabukluğuyla iyi bir top çalmacı.

Oyun tarzıyla ve fiziksel özellikleriyle Shane Larkin’e benzetilen skorer gard, şüphesiz ki büyük bir potansiyel barındırıyor. Henüz 24 yaşında olmasını da hesaba katarsak zaman içinde EuroLeague’de ciddi fark yaratan bir oyuncuya evrilmesi son derece mümkün.

Nigel Hayes-Davis (Barcelona) (SF/PF)

Yine ülkemizdeki basketbol ortamına az da olsa aşina olan bir oyuncu: Nigel Hayes-Davis. Kariyerine NBA’de başladıktan sonra Avrupa yolunu tutan Hayes, Galatasaray ile Avrupa macerasına başladı. Burada kısa sürede kendini kanıtlayan forvet, Zalgiris Kaunas’a transfer oldu. Böylece koç Saras Jasikevicius’un takımında EuroLeague’e merhaba dedi. Burada geçirdiği 2 sezonun ardından tekrardan koç Saras’la beraber çalışmak üzere Barcelona’ya transfer oldu. Katalon ekibinde çok iyi performans gösteremeyen Hayes, önümüzdeki sezon için temsilcimiz Fenerbahçe Beko’yla anlaştı.

Fena bir şutör olmayan Hayes, iyi de bir savunmacı ve ribauntçu. Bu özellikleriyle Fenerbahçe Beko’ya bir yan parça olarak iyi katkı verecektir.

Johnathan Motley (Lokomotif Kuban) (C)

Fenerbahçe Beko’nun bu sezon pivot rotasyonundaki en önemli tehdit: Johnathan Motley.

Jan Vesely’nin ayrılışıyla oluşan büyük boşluğun nasıl dolacağı merak konusu. Sadece pivot rotasyonunun değil, tüm takımın en önemli parçası olan bir oyuncuyu kaybetmek, yerini doldurmayı da hiç kolay kılmıyor. Fenerbahçe Beko belki de onun kadar iyi oyun görüşü olan, onun kadar iyi liderlik özelliklerine sahip bir pivot bulamayacak; ancak Motley, daha farklı özelliklerle takıma çok şey katabilecek bir uzun.

Johnathan Motley, kuvvetli fiziğiyle pota altında rakip için önemli bir tehdit yaratıyor. Atletizmiyle rakipleri karşısında kendisine avantaj sağlayıp skora ulaşabiliyor. Bunun yanı sıra yine atletizmiyle ribauntlarda da son derece etkili olabiliyor. Özellikle ikili oyunları iyi yöneten gardlara sahip olan Fenerbahçe Beko’da Motley, hücumda çok önemli bir silah olacaktır.

Tonye Jekiri (UNICS Kazan) (C)

Pivot rotasyonuna yapılan bir başka ekleme: Tonye Jekiri.

Daha önce Bandırma’da ve Gaziantep’te de forma giyen Jekiri, son 3 sezonu EuroLeague’de geçirdi. Birer sezon ASVEL, Baskonia ve UNICS Kazan formaları giyen uzun, buralarda tecrübe kazandıktan sonra temsilcimiz Fenerbahçe Beko’ya transfer oldu. Ciddi bir skor tehdidi yaratan bir uzun olmamasına karşın, ribauntlardaki ısrarcılığı ve genel anlamda sahada sergilediği gayret onu bu seviyelere kadar getirdi. Fenerbahçe Beko için uzun rotasyonunda iyi bir tamamlayıcı parça olacaktır.

Samet Geyik (Türk Telekom) (PF)

Yerli rotasyonuna yapılan bir ekleme olarak takıma katılan Samet Geyik, kendini ciddi anlamda geliştirmediği takdirde EuroLeague’de kendine çok fazla süre bulamayacaktır. TBSL’de ise bir rol oyuncusu olarak görev almasını bekleyebiliriz.

Fenerbahçe Beko’nun transferleri bu şekildeydi. Sarı-Lacivertliler, kadroda büyük ölçüde değişime gitse de hali hazırda takımda olan bazı önemli parçaları takımda tuttu.

Takıma geçtiğimiz sezon katılan Devin Booker, bu sezon uzun rotasyonunda belirleyici faktörlerden biri olacaktır. Dyshawn Pierre, son iki sezonda kendini kanıtladığı üzere takımın dinamosu olmaya devam edecektir. Savunmanın en kilit oyuncularından biri olan Pierre, Itoudis’in takımında hücumda da önemli bir rol üstlenecektir. Uzun seneler Fenerbahçe forması terleten Guduric de Itoudis yönetiminde çok daha verimli, çok daha üretken olacaktır. Aynı zamanda takıma liderlik etmesi de birçok yıldızın barındığı kadronun bir arada kalması için çok kritik olacaktır.

BEKLENTİMİZ NE?

Fenerbahçe Beko’dan bu sezon için beklentimiz, geçtiğimiz sezon ayrı kaldıkları play-off’lara geri dönmeleri. Koç Itoudis’in takıma getirilmesi ve kaliteli oyunculardan oluşan bir kadronun oluşturulmasıyla camia içinde ve basında Final Four dillendirilmeye başlandı bile. Fenerbahçe Beko’nun alıştığı kültür her sene Final Four ve şampiyonluk için mücadele etmeye yönelik olabilir ancak bu takımın -her ne kadar kaliteli olursa olsun- yeni bir takım olduğunu unutmamamız lazım. Her yeni kurulan kadroda ve takımda olduğu üzere çalkantılı, verimliliğin düşük olduğu, sahada oynanan oyunun keyif vermediği anlar olacaktır. Elbette Fenerbahçe Beko’nun ciddi başarılar elde etmesi, Final Four yapması imkansız değil ancak beklentileri bu denli yükseğe koymak olası bir başarısızlıkta hayal kırıklığına yol açacaktır. Fenerbahçe Beko taraftarının yapması gereken takıma karşı sabır göstermek, koç Itoudis’e ve eldeki oyuncu havuzuna güvenmek olacaktır. Fenerbahçe Beko, çok doğru ve ümit verici bir yapılanma içerisinde. Sabırsız davranmak ve takıma küsmek, bu yapılanmayı hiçe saymak olur.

Fenerbahçe Beko’nun yeni sezon yapılanmasını detaylı şekilde incelediğimiz yazının sonuna geldik. Umuyoruz ki bilgilendirici ve okurken keyif aldığınız bir yazı olmuştur. Şimdiden keyifli bir EuroLeague sezonu dileriz. Sevgiyle kalın…

Yorum Yap