01 - TURKISH AIRLINES EUROLEAGUE Köşe Yazıları

DAMAKTA BIRAKTIĞI TATLARLA: 2020-21 FENERBAHÇE BEKO

Fenerbahçe Beko, sevindirirken yazdığı hikayelerle 2020-21 Turkish Airlines EuroLeague sezonuna noktayı koydu. Sarı lacivertlilerin ligin dibinden gelerek tepelere yükseldiği seneyi kaleme aldım.

 

Zeljko Obradovic’le yolların ayrılmasının ardından Igor Kokoskov’la anlaşarak sezona başlayan Fenerbahçe Beko, art arda beş defa Final Four’a kaldıktan sonra beklentileri hafifleterek yola çıktı. Kadronun büyük bölümünün yeni isimlerden oluşması ve yeni bir oyun sisteminin benimsenmesi beklentilerin standart sapmasını hayli yükseltmişti sezon başında.

Açılış maçlarında ümit vadeden bir oyun ortaya koyan sarı lacivertliler, ilk çift maç haftasında CSKA Moskova ve Bayern Münih’e karşı kalp kıran yenilgiler tadınca takımın arkasından esen rüzgar hız kaybetti. Fenerbahçe, yedinci maç haftasında Nando De Colo’nun sakatlanmasıyla oyun kurgusunda büyük sıkıntılar yaşamaya başladı. Hayal kırıklıkları yaratan, mücadele seviyesinin azaldığını hissettiğimiz bu sürecin son bulması ise tanıdık bir simânın Ataşehir’e dönmesiyle oldu.

Marko Guduric’in kadroya dahil olmasıyla bir transferin getirebileceği değişimden fazlasını gördük. Takımdaki herkesin parkeye aç çıkması, topyekûn savunma yapılması ve en önemlisi takımın tehdit yaratan bir hücum çekirdeği oluşmasıyla beraber Fenerbahçe Beko ilk 15 haftada alınan 10 yenilgiyi hafızalardan silmeye başladı.

Bu çehre değişiminin bir oyuncu eklemesiyle olmadığını görmek hiç zor değil. Sarı lacivertlilerin bu noktadan sonra oynadığı basketbolu da bütünsel bir perspektifle incelemek gerekiyor. Perspektifi incelemeye de takımın başındaki isimden başlamak en doğrusu olacaktır.

“Bunun izahı kolay değil. Maalesef bir maça ilk kez düşük enerjiyle ve reaksiyonsuz girmiyoruz.” deplasmanda Zalgiris Kaunas’a karşı farklı kaybederek ligde 17. sıraya gerileyen Fenerbahçe Beko’da Igor Kokoskov’un kullandığı bu ifadelerden yaklaşık dört hafta sonra Panathinaikos galibiyetinden sonra Sırp başantrenör, “Enerjimiz harikaydı. Birbirimiz için fedakarlık yapmak, takım olarak, bencillikten uzak oynamak istediğimize dair bir mesaj verdiğimize inanıyorum.” açıklamalarıyla takımın ruhunda oluşan hızlı değişimi açıkça ortaya koydu.

Igor Kokoskov, sarı lacivertlilerin sezonun ilk devresinde kaybettiği maçlarda oyuncularına sitem ettiğine rastlasak da sorumluluğu daima üstlenerek çalıştığı gruba doğru mesajı vermeyi de ihmal etmedi. Kokoskov, bu duruşunu yeniden inşa ettiği oyun planıyla da destekleyerek Fenerbahçe’nin yön değiştirmesinde birincil katkıyı veren isimlerden oldu.

Yardımlı ve baskılı savunma planı, tempolu set hücumları, Nando De Colo’yla Vesely’nin liderliği.
Fenerbahçe’nin bu sezon yaptıklarını en basit haliyle bu olgularda bulabiliriz. Üç olgunun ortak noktasındaysa tek isim var: Jan Vesely.
Çek yıldız, kariyerinin belki de en olgun sezonunu geçirdi. Dyshawn Pierre’in agresiflik ve pozisyon bilgisiyle, Lorenzo Brown’ın hızlı elleri ve atletizmiyle, takımdaki herkesin de isteğiyle katkıda bulunduğu savunma planında bel kemiği Jan Vesely oldu bu sezon. Vesely’nin ikili oyun savunmalarında gerek uzunu gerekse de kısayı “markaj”a alarak rakiplerin ilk opsiyonlarını sekteye uğratması ve boyalı alana giriş-çıkışlarda karar verici olması savunmadaki önemini yeterince ortaya koyuyor. Zira bu iki parametre, EuroLeague takımlarının hücum organizasyonunda en çok tercih ettiği hücum kesitlerinden.

Vesely Havayolları’nın hücumda çizdiği görüntüyse bu sezon farklı bir noktaya evrildi. Gerektiğinde pilot olup uçuş yapan Vesely, yeri geldiğinde kuleden takım arkadaşlarını koordine ederek hücumda üretici rolüne büyük katkılar sağladı. 31 yaşındaki basketbolcu, topsuz hareketliliğe önem veren Igor Kokoskov’un elindeki en değerli silahlardan oldu. İkili oyunlardan sonra topu eline aldığında büyük tehditler yaratabilen Vesely, top onda olmadığında da arkadaşlarına hareket alanı oluşturan faktörlerdendi.

Jan Vesely’nin Fenerbahçe Beko’yla geçirdiği sezonu en değerli kılan şey, liderlik oldu. Sergilediği duygusal, mental ve taktiksel liderlik sarı lacivertlilerin bütün sezon boyunca arkasındaki itici güç oldu. Kariyerinin en olgun hallerinden birine şahit olduğumuz Jan Vesely için 2020-21 sezonu bu yüzden çok özel kalacak. Sezon sonu yaşadığı sakatlıksa akıllardaki “Acaba?” sorusunu hiç sildirmeyecek.

Fenerbahçe Beko’nun bu sezon en çok sayı atan oyuncusu Nando De Colo, soyunduğu oyun kuruculuk rolünü hakkıyla yerine getirdi. Hücumdaki liderliği, ikili oyunlarda verdiği doğru kararlarla isabetlere açılan bir kapı olan Fransız oyuncu, tıpkı Vesely gibi kariyerinde daha önce gösterdiğinden farklı bir karakter çizdi. İçinde bulunduğu oyuncu grubunun kendisine duyduğu ihtiyacın sorumluluğunu kaldıran De Colo, soğukkanlılığıyla Fenerbahçe’nin yakaladığı seride en kritik rollerden birisini üstlendi.

Marko Guduric, Jan Vesely ve Nando De Colo üçlüsünün Fenerbahçe Beko’yu sürükleyen çekirdek olduğunu birçok kişi kabul edecektir. Bu üçlünün aynı anda sahada olduğunda Fenerbahçe hücumunun çıktığı seviye de bu silahların beraber oynadıklarında yarattığı tehdidi bizlere sunuyor.

Fenerbahçe takımı, bu sezon, pozisyon başına 1.06 sayı üretmeyi başararak EuroLeague’in vasat hücum takımlarından biri gibi gözükse de Guduric – De Colo – Vesely üçlüsünün birlikte süre aldığı dakikalarda, Fenerbahçe Beko pozisyon başına tam 1.25 sayı üretti. EuroLeague’de pozisyon başına en çok sayı üreten Anadolu Efes’in yakaladığı rakam 1.15 sayı iken bu üçlünün böylesine keskin bir ortalama elde etmesi, sezonun ikinci devresine de damga vurmayı başardı. Bu iskeletin gelecek sene korunup korunmayacağı bilinmezken Fenerbahçe için önemlerinin ne kadar büyük olduğu ortada.

Öte yandan, Dyshawn Pierre’in parkedeki her santimetrekarede verdiği emeğin değer bulmasını sağlayan unsur da işleyen bu çarkın oluşması oldu. Sarı lacivertlilerin sezonundan bahsederken Pierre’in bu yıl yaptıklarını es geçmek mümkün değil. Dyshawn Pierre, x-faktör teriminin vücut bulmuş hali. Ancak sakatlıkların yaşandığı dönemde optimum çabasının galibiyet için yetmediğine de şahit olduk. Bu sebeple, Kanadalı oyuncuyu takımın çekirdeğinden söz ederken anmak gerekse de çekirdeğin bir parçası olup olmadığı kanısına varmak hiç kolay değil. Ancak gerçek şu ki, Dyshawn Pierre bu sezona imzasını atan bir EuroLeague çaylağı oldu.

Sonuç olarak Fenerbahçe Beko, sezon başında teknik ekip ve kadronun büyük ölçüde değişmesinin akabinde sezon ortasında yakaladığı büyük bir ivmeyle playoff’lara kalmayı başardı. Sakatlık ve COVID-19 gölgesinde oynanan CSKA Moskova serisinde de şapka çıkartılacak bir oyun sunan Fenerbahçe Beko, Turkish Airlines EuroLeague’de başarılı denebilecek bir sezonu geride bıraktı.

Sarı lacivertlilerin art arda yaptığı beş Final Four’dan sonra yaşadığı değişimi tatmin edici bir sezonla takip etmesi gelecek adına ümit beslenebilecek noktlardan birisi. Fenerbahçe’nin yaz hamlelerinde öne çıkacak stratejilerden bir tanesi de oluşan küçük iskeleti detaylandırmak ve yeni parçalarla donatmak olabilir. Gelecek sezon ne olacağı bilinmez ancak, Igor Kokoskov’un türlü zorluklara rağmen izlettiği Fenerbahçe Beko basketbolu, 2020-21 EuroLeague sezonunun unutulmayacak hikayelerinden biri olarak tarih sayfalarında yer alacak.

Yorum Yap